Denizler ve göller neden üstten donar?

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Denizler ve göller neden üstten donar?

Mesaj  Admin Bir Perş. Ekim 23, 2008 11:09 am

Denizler ve göller neden üstten donar?

Bunun iki değişik nedeni var. Birincisi, deniz ve göllerin sadeceüstten soğuyabilmesi. Havanın sıcaklığı mevsimlerle sürekli değişir.Buna karşın, suyun altındaki yer uzun yıllar boyu aynı sıcaklıktakalır. Gerçi ara sıra volkanik aktiviteler nedeniyle su alttanısınabilir, ama alttan soğuması hiç bir zaman söz konusu değil. Bunedenle, havanın soğuk olduğu durumlarda, su üstten ısı kaybettiğiiçin, suyun içindeki sıcaklık aşağıdan yukarıya doğru azalıyor. Ensoğuk yer en üstte olduğu için de donma buradan başlıyor.
İkinci nedense biraz daha önemli. Buzun yoğunluğu suyunkinden daha az. Bundan dolayı, suyun içinde
bulunan herhangi bir buz kütlesi, kaldırma kuvvetinin etkisi altında suyüzüne çıkma eğilimindedir. Buna, bir de suyun yoğunluğunun 4°C’de enyüksek değerine ulaştığını ekleyelim. Yoğunluk farkı nedeniyle kaldırmakuvveti etkisini hissettirir. Eğer suyun sıcaklığı her yerde 4°C’ninüzerindeyse, sıcak su yukarı çıkar, soğuk su da aşağı iner (çaydanlıktakaynayan su gibi).
Ama eğer sıcaklık her yerde 4°C’nin altındaysa, bu defa soğuk su yukarıçıkar, sıcak su da aşağı iner. Bu da donmanın en soğuk olan yerden,yani yukarıdan başlaması anlamına geliyor.
İşte bu nedenden dolayı, buzluğa bir bardak su koyduğunuzda da donmailk önce tepeden başlar. Bardağın yanlardan ve alttan ısı kaybetmesi bugerçeği değiştirmiyor. Fakat, donma başlayıp suyun üstünde bir buztabakası oluştuktan sonra işin rengi biraz değişebilir. Çünkü buz,ısıyı daha zayıf iletir. Bu nedenle, yanlardan ve alttan olan ısıkaybı, üstten olan kayıptan daha fazla olabilir (bu bardağın ısıyı nekadar iyi ilettiğine bağlı). Eğer bardak kanalıyla gerçekleşen ısıkaybı çok fazlaysa ve soğuk suyun yukarı yükselmesi için yeteri kadarzaman yoksa, bardağın yan ve alt yüzeylerinde de donma başlayabilir. Buda ilginç bir duruma yol açar: Buzdan bir kabukla paketlenmiş su.
Her durumda suyun ortası en son donar.

Suyu kaynattığımızda neden taşmıyor? Süt, çorba gibi sıvı olan şeyleri kaynattığımızda taşıyor. Bunun sebebi nedir?

Sütü ısıttığınızda yüzey bir köpük tabakasıyla kaplanıyor ve köpüğüniçindeki havanın ısı iletkenliği düşük olduğu için sıvıdan ısı kaybıazalıyor. Kaynayan bir sıvıda, sıvı alttan hızla ısı alır, ısınan sıvıyukarıya yükselir; yüzeye ulaşınca da burada bir miktar ısı kaybeder,sonra da tekrar aşağıya iner vs. Köpük tabakası yukarıdan olan ısıkaybı mekanizmasını büyük ölçüde önlediği için sıvı aşırı ısınmayabaşlıyor. Bu da buharlaşmanın hızla artmasına neden oluyor. Fakat buharyüzeyden kaçamadığı için yeni köpükler oluşuyor. Durum böyle oluncataşma kaçınılmaz oluyor.
Burada önemli olan nokta, ısı kaybının en çok sıvının üst yüzeyindenolması. Kabın yan tarafından olan ısı kaybı o kadar fazla değil. Üstyüzeydeki en önemli soğuma mekanizması bir miktar sıvının (yukarıdakidurumlar için suyun) buharlaşması. Bir sıvıyı buharlaştırmak için büyükmiktarda ısı vermek gerektiği için, buhar çıkması sıvının üst yüzeyinioldukça soğutuyor.
Su için aynı şeyin gözlemlenmemesinin nedeni, yüzeye çıkankabarcıkların köpük oluşturmaması. Bu açıklamayı sınamanın iyi biryolu, suya bir miktar deterjan ya da sabun katarak kaynatmayı denemek(çok az yeterli olabilir). Bu maddeler suyun yüzey gerilimini düşürdüğüiçin, köpükler kolayca patlamayacaktır. Yüzeyde oluşan köpük tabakasıda eninde sonunda taşmaya yol açacaktır.

Suyun Olağanüstü Termal Özellikleri
Henderson'ın kitabında üzerinde durulan konulardan biri, suyun termal (ısıyla ilgili) özellikleridir. Henderson, suyun termal özelliklerinin beş ayrı yönden çok ilginç olduğuna dikkat çeker. Bunlar sırasıyla şöyledir:
1) Bilinen tüm maddeler ısıları düştükçe büzüşürler. Bilinen tüm sıvılar da yine ısıları düştükçe büzüşür, hacim kaybederler. Hacim azalınca yoğunluk artar ve böylece soğuk olan kısımlar daha ağır hale gelir. Bu yüzden sıvı maddelerin katı halleri, sıvı hallerine göre daha ağırdır. Ama su, bilinen tüm sıvıların aksine, belirli bir ısıya (+ 4°C'ye) düşene kadar büzüşür, ama sonra birdenbire genleşmeye başlar. Donduğunda ise daha da genleşir. Bu nedenle suyun katı hali, sıvı halinden daha hafiftir. Yani buz, aslında "normal" fizik kurallarına göre suyun dibine batması gerekirken, su üstünde yüzer.
2) Buz eridiğinde ya da su buharlaştığında, etraftan ısı çekilir. Bunun tersi gerçekleştiğinde ise, dışarıya ısı verilir. Bu "gizli ısı" olarak bilinen kavramdır.
Gizli ısı, suyun ısısını değiştirmeyen, ancak sadece onun katıdan sıvıya ya da sıvıdan gaz haline geçmesini sağlayan ısıdır. Bir buzu eritmek için ona ısı verdiğinizde, buz 0°C'ye kadar gelir. Sonra biraz daha ısı verirsiniz, buzun ısısında hiçbir artış olmaz, hala 0°C'dir. Ama artık buz değildir, eriyip su olmuştur. Isıda bir fark olmamasına rağmen, sadece katı halin sıvıya dönüşmesi için kullanılan bu enerjiye "gizli ısı" denir.
Tüm sıvıların gizli ısıları vardır. Ancak suyun gizli ısısı, bilinen tüm sıvıların en yükseği sayılabilir. Normal ısılarda, sadece amonyak sudan daha yüksek bir donma gizli ısısına sahiptir. Buharlaşma gizli ısısında ise hiçbir sıvı, su ile boy ölçüşemez.
3) Suyun "termal kapasitesi", yani suyun ısısını bir derece artırmak için gereken ısı miktarı, bilinen diğer sıvıların çok büyük bölümünden daha yüksektir.
4) Suyun termal iletkenliği, yani ısıyı iletebilme yeteneği, bilinen diğer herhangi bir sıvıdan en az dört kat daha yüksektir.
5) Buzun ve karın termal iletkenlikleri ise düşüktür.
Teknik birer fiziksel özellik gibi duran yukarıdaki beş maddenin ne gibi bir öneme sahip olduğunu merak edebilirsiniz. Bunlar çok büyük birer öneme sahiptir, çünkü dünya üzerindeki yaşam ve bizim hayatımız, bu üstteki özelliklerin tam tamına bu şekilde olması sayesinde mümkündür.
Şimdi sırasıyla bu özelliklerin etkilerini inceleyelim.


Üstten Donmanın canlılara Etkisi
Suyun yukarıdaki birinci maddede anlatılan özelliği, Dünya üzerindeki denizler açısından çok önemlidir. Eğer bu özellik olmasa, yani buz suyun üzerinde yüzmese, Dünya üzerindeki suyun çok büyük bir bölümü tamamen donacak, göllerde ve denizlerde hiçbir yaşam kalmayacaktı.
Bu gerçeği biraz detaylı olarak inceleyelim. Dünya'nın pek çok yerinde soğuk kış günlerinde ısı 0°C'nin altına düşer. Bu soğuk elbette denizleri ve gölleri de etkiler. Bu su kütleleri giderek soğurlar. Soğuyan tabakalar dibe doğru çöker, daha sıcak kısımlar yüzeye çıkar, ama bunlar da havanın etkisiyle soğur ve yine dibe doğru çöker. Ancak bu denge sıcaklık 4°C'ye gelince birden değişir, bu kez ısının her düşüşünde, su genleşmeye ve hafiflemeye başlar. Böylece 4°C'lik su en altta kalır. Daha yukarıda 3°C, onun üstünde 2°C, böylece devam eder. Suyun yüzeyi ise 0°C'ye vararak donar. Ama sadece yüzey donmuştur. Yüzeyin altında kalan 4°C'lik bir su tabakası, balıkların ve diğer su canlılarının yaşamlarını sürdürmeleri için yeterlidir.
(Bu arada suyun yukarıdaki beşinci maddede değindiğimiz özelliği de çok büyük bir işlev görmektedir: Bu özellik, buzun ve karın termal iletkenliklerinin düşük olmasıdır. Yani buz, havadaki soğuğu, altındaki su tabakasına çok az iletir. Böylece dışarıdaki hava –50°C'yi bulsa bile, denizin üstündeki buz tabakası bir-iki metreyi geçmez. Foklar, penguenler ve diğer kutup hayvanları, bu sayede denizin üstündeki buzu delip alttaki suya ulaşabilirler.)
Eğer böyle olmasa ne olurdu? Su "normal" davransaydı, tüm diğer sıvılar gibi onun da ısı kaybına paralel olarak yoğunluğu artsaydı, yani buz suyun dibine batsaydı ne olurdu?

Suyun üstten donma özelliği sayesinde, Dünya’daki denizler yüzeyde oluşan buz tabakalarına rağmen her zaman için sıvı olarak kalırlar. Eğer su bu “olağanüstü” özelliğe sahip olmasaydı, denizlerin tamamına yakını sürekli olarak donacak ve deniz yaşamı imkansız hale gelecekti.

Bu durumda okyanuslar, denizler ve göllerde, donma alttan başlayacaktı. Alltan başlayan donma, yüzeyde soğuğu kesecek bir buz tabakası olmadığı için, yukarı doğru devam edecekti. Böylece Dünya'daki göllerin, denizlerin ve okyanusların çok büyük bölümü dev birer buz kütlesi haline gelecekti. Denizlerin yüzeyinde sadece birkaç metrelik bir su tabakası kalacak ve hava sıcaklığı artsa bile, dipteki buz asla çözülmeyecekti. Böyle bir Dünya'nın denizlerinde hiçbir canlı yaşayamazdı. Denizlerin ölü olduğu bir ekolojik sistemde kara canlılarının varlığı da mümkün olamazdı. Kısacası Dünya, eğer su "normal" davransaydı, ölü bir gezegen olacaktı.
Suyun neden "normal" davranmadığı, yani 4°C'ye kadar büzüştükten sonra neden birdenbire genleşmeye başladığı ise, hiç kimsenin cevaplayamadığı bir sorudur.

_________________
avatar
Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 53
Kayıt tarihi : 03/07/08

Kullanıcı profilini gör http://amasyagulu.yetkinforum.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz